Gebelikte Ruhsal Durum

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.
Gebelikte Ruhsal Durum
Gebelikte Ruhsal Durum

Gebelik, kadınlar için doğal bir yaşam krizidir. Kadının kendi yaşam özgeçmişinde anne babası ve ailesiyle ilgili yaşadığı duygular, tutumlar ya da örsele nmeler gebeliğe ilişkin tutumlarda etkilidir(l). Öte yandan gebe kadın biyolojik, fizyolojik ve psikososyal deği- şiklikler yaşar ve üreme, gebelik hakkındaki derinden hissettiği inançları da gebeliğe karşı tutumlarını etkiler(2). Benedek, ‘anneliğe doğru fiziksel ve emosyonel olgunlaşmasını tamamlama başarısına ulaşan kadınların, anneliği inkar edenlere göre daha şanslı olduğunu’ ifade ederken, Veevers ‘annelik emri’ni tanımlayarak sosyal tutumların çocuk şansı olmayanları eleştirdiğini belirtmiştir. Erikson ise en iyi yetişkin gelişimi olarak ‘üretkenlik’ hakkında konuşmuştur(3). Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, gebe kadınları rutin olarak izlemektedirler. Bu durum, gebelerin fiziksel olduğu kadar ruhsal durumlarının da izlenmesine olanak sağlar. Gebelere hizmet veren tüm sağlık personelinin ( kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, pratisyen hekimler, ebeler vb) gebelik psikolojisi ve gebelik esnasında görülebilen psikiyatrik bozukluklar hakkında bilgi sahibi olması, gebelikteki psikofizyolojik ve psikososyal reaksiyonların önlenmesi, tanınması, anne ve çocuk sağlığına etkilerinin azaltılması ve koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesi yönlerinden önem taşımaktadır. Bu yazıda, söz edilen nedenlerden dolayı gebelikte ruhsal duruma vurgu yapılmış ve konu kısaca gözden geçirilmiştir.

GEBELİK PSİKOLOJİSİ

Gebelikte Ruhsal Durum

Her gebeliğin, planlı olsun veya olmasın, hem bilinçli hem de bilinçdışı güdüleyicileri vardır. Bunlar, sevme, sevilme ve narsisistik gereksinimleri, yetiştirme isteklerini, kadınlığını doğrulamayı ve bazen kaybın yerine konmasını içermektedir. Ancak bunlar bazen endişe, kaygılı bekleyiş ve yüklenme de yaratabiliri, 3). Gebelik, ambivalans ve çatışmanın da eşlik edebildi- ği, olgunlaşmayla ilgili potansiyel sağlayan normal gelişimsel bir deneyim olarak görülebilir(3). Gebelikte kadın rolünün ötesinde anne rolüne iliş- kin tüm duygusal, yaşamsal, ruhsal, davranışsal beklenti, çatışma, umut ve arzular ön plana çıkar(l). Kendi gelişimlerinin erken evrelerinde kadınlar, annelerinden ayrılma ve bağımsız bir kimlik geliştirme deneyimi ya- şamaktadır. Bu deneyim, daha sonra annelikteki kendi başarılarını etkileyebilir. Eğer zayıf bir anne modeli söz konusu ise, kadınların anneyle yarışma hissi yetersiz olabilir ve kadın bebeğin doğumundan önce ve sonra güven eksikliği içinde olabilir(2). Gebelik sürecinde anne ve kızı değişen rollere ve kimliklere uyum sağlamak zorundadır. Geçmişteki çekişme ve ambivalans, bağımlılık için artan istekler kadar suçluluk ve öfke hislerine de neden olabilir. Anne ve kızı arasındaki rekabetçi hisler ve kızın çocuk statüsündeki potansiyel kayıp, hem anne hem de kızı için belirgin konulardır(3). Gebelikte her trimesterin kendine özgü psikolojik uyum süreci olduğu bildirilmiştir. İlk trimester genellikle yeni duruma ve gebe olunduğu gerçeğine uyumla ilgil idir. Kadının aile durumu, iş durumu, eşle ilişkisi, gebelik durumunun yaratacağı yeni güçlükler ve gereksinimler bu gerçeğe geliştirilen tutumda etkilidir(l). Fetusa psikolojik bağlanma, uterus içinde başlar ve ikinci trimesterin başlangıcına kadar kadınların çoğunda bebeğin zihinsel bir resmi oluşur. Doğmadan önce bile fetus ayrı olarak hissedilir ve doğum öncesi bir kişilikle donatılır. Annelerin çoğu, doğmamış çocuklarıyla kon u- şurlar. Fetusla emosyonel konuşma, yalnızca erken anne-bebek bağlanmasını değil, aynı zamanda sigara içme ve kafeini bırakma gibi annenin sağlıklı gebelikle ilgili çabalarını da gösterir. Psikanalitik teorisyenlere göre, çocuk annenin umutlarını ve korkularını yansıtan boş bir ekran gibidir(2). Gebeliğin başlangıcında görülebilen bitkinlik, bulantı ve kusmalar aşırı olursa, gebelik hakkında ambivalansı temsil eden psikolojik kökenli bir durum olarak düşünülür ancak aşırılıkla ilgili semptomatolojinin düzeyi hakkında uzlaşma yoktur. Ayrıca biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşiminin nasıl olduğu açık değildir(3). İkinci trimesterde fetusla olan biyolojik bağ daha derin ve yakın hissedilir. Üçüncü trimesterde ise doğum yaklaştıkça doğumun nasıl olacağına, çocuğun sağlıklı olup olmayacağına ilişkin endişeler ön plana çıkar(l). Bir çok kadın için gebeliğin sonlanmasının anlamı, çocukla birliktelik duygusunun bırakılması ve eşlik eden kayıp hissidir. Bu durum bazı kadınlarda bebeğe bakma ve sevme kapasiteleriyle ilgili anksiyeteyi yüzeye çıkarır(3). Genel olarak tanınan bir fenomen olmasına rağ- men doğumla ilgili anksiyete farklı yönler içermektedir^). Gebe kadınların % 20’sinin doğum korkusu yaşadığı ve bunların % 6’sında bu korkunun ciddi şekilde güçsüzlük korkusu olduğu bildirilmiştir(5). Doğum korkusu olan ardışık 100 gebenin incelendiği bir çalış- mada, gebelerin % 46’sında geçmişte komplikasyonlu doğum öyküsü olduğu, % 73’nün doğum ekibi ve uygun destek sağlanması konusunda güven eksikliği bildirdiği, % 65’nin fiziksel ve zihinsel olarak doğum yapmadaki yeteneksizliklerinden korktukları, % 55’inde ölüm korkusu ve % 44’ünde doğum esnasında kontrol kaybı korkusu olduğu, % 43’ünün ise doğum esnasında dayanılamaz ağrı beklentisi içinde olduğu bulunmuş- tur^). Doğumla ilgili anksiyetenin ardındaki nedenleri anlamak önemlidir çünkü doğum esnasındaki anksiyete, gebelik sürecinde kadını üzmekte ve etkili olmayan uterus kasılmaları gibi komplikasyonlara katkıda bulunmaktadır(6,7). Çocukluk çağı ve cinsel gelişimdeki olumsuz deneyimler, doğum korkusuyla birliktedir(S). Doğumla ilgili psikanalitik açıklamalar, doğumla ilgili korkuların kuşaktan kuşağa geçen derindeki ölüm korkusunun dışavurumları olduğu şeklindedir.

GEBELİK VE PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR

Kadının ruhsal durum ve yaşantısı, gebeliğin gidi- şini etkilediği gibi; gebeliğin kendisi de ruhsal-duygusal yaşantısı üzerinde önemli yansımalar yaratır(l).Gebelik esnasındaki muazzam fizyolojik ve psikolojik değişikliklere rağmen yetişkin kadınların çoğu bu süreci iyi tolere 62 Gebelikte Ruhsal Durum eder. 10″lu yaşlardaki anne adayları yetişkinler kadar tolere edici değildir ve intihar riski artar. Özellikle istenmeyen bir evlilik ve sosyal destek yoksunluğu durumlarında intihar riski artmaktadır(2). Gebelikle bağ- lantılı olmayan dış stresler ve zorluklar, gebelik esnasında uyum sorunlarını artırabilir(3). İkinci trimestere nazaran 1. ve 3. trimesterde psikiyatrik bozukluklar daha sıktır. İlk trimesterde istenmeyen gebelikler, anksiyete ve depresyonla ilişkilidir. 3. trimesterde do- ğumla ilgili korkular ve fetusun normalliğiyle ilgili kuş- kular olabilir. Gebelikte psikiyatrik semptomlar, geç- mişte psikiyatrik bozukluğu olan kadınlarda daha sıktır. Gebelikte küçük duygusal semptomlar yaygın olmasına rağmen ciddi psikiyatrik bozukluk olasılığı, aynı yaştaki gebe olmayan kadınlara nazaran daha azdır( 9). Gebelik bir kadın için başlı başına bir anksiyete kaynağıdır. Önemli olan anksiyete bozukluğu ile normal anksiyetenin ayırt edilmesidir(lO). Normal nüfusta anksiyete bozukluklarına kadınlarda erkeklerden daha sık rastlanmaktadır ancak gebelikte nasıl seyrettiği, anksiyete ve panik ataklarının gebe ve fetus üzerine olan etkileri hakkında pek az bilgi bulunmaktadır(ll). Panik ataklarının gebelik sırasında azaldığı ve doğum sonrası dönemde arttığına ilişkin veriler olduğu bildiri Imektedir(ll,12). Obsesif kompulsif bozukluk ise hem gebelikte hem de postpartum dönemde kötüleşmektedir(12). Depresyon gebelik sırasında görülen en yaygın ruhsal bozukluktur ve gebelikte depresyon görülme oranı % 10 dolayındadır(10,12). Duygudurum bozuklu- ğu gösteren kadınlarda gebelikte remisyon olabilmektedir. Tedavi gerektirecek düzeyde mani görülmesi de olasıdır. Postpartum dönemde ise duygudurum bozukluklarına eğilim artar(12). Bazı gebelerde daha önceki yaşamlarına ilişkin nörotik belirti ve kaygılar azalır(l). Gebe değilken kronik psikolojik sorunları olan kadınlarda gebelik sırasında bu sorunlarda iyileşme olduğu bulunmuştur(9). Gebelikte şizofreninin başladığına ilişkin bir yayına rastlanmadığı ve çoğu şizofrenik hastanın gebelik sırasında bir iyilik hali gösterdiği bildiri Imektedir(13). Hiperemezis Gravidorum (HG), gebe kadınların yaklaşık %0.05-1’inde ilk trimesterde ortaya çıkan şiddetli bulantı, kusmayla karakterize olan ve hastanede yatmayı gerektiren bir durumdur. Organik kökenli olduğu halde, HG’da ruhsal etkenler büyük öneme sahiptir. Etyolojisinde en çok üzerinde durulan ruhsal etken gebenin bebekle ve gebelikle ilgili ambivalan duyguları ve evlilik çatışmasıdır. HG semptomları, gebeliğin 20. haftasında gerileme eğilimindedir ancak bazı gebelerde daha da uzun sürebilmektedir.

Kaynak :

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 23 (1): 61 – 64, 2001

Nesim KUĞU , Gamze AKYÜZ

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir